Necef’in İslâm Dünyasındaki İlmi Gelişimi ve Öncü Rolü
Necef, İslâm dünyasının en önemli merkezlerinden biri ve değerli bir kültürel, dini ve manevi mirasa sahip bir şehir olarak öne çıkar. Hem manevi ve ruhani konumu hem de dini yapıları, kültürel mirası ve zengin medeniyet geçmişi ile bu şehir, “Şiilerin dini başkenti” olarak nitelendirilebilir.
Necef ilmi çevresi (Havza), köklü bir geçmişe sahip olup tarih boyunca fıkıh, İslâmî ilimler ve Şii otoritesi açısından önemli bir merkez olmuştur. Bu şehir, İslâmî kutsallıkları koruma ve yaymada etkin bir rol üstlenmiştir.
Şehrin Manevi ve Tarihî Önemi
Necef’in kutsallığı, Ali ibn Abi Talib’in mübarek türbesinden kaynaklanır. Şehir, yıllık milyonlarca ziyaretçiyi çeken, kalbi atan bir merkez ve manevi bir sığınaktır.
İlmi Hareketin Başlangıcı
Necef’teki ilmî hareket, esas olarak Kufe Medresesi’nin devamı sayılabilir. Üçüncü hicrî yüzyıl başında bir grup Şii âlim ve öğrencisi bu şehre göç etmiş ve burayı dini otorite merkezi hâline getirmiştir. Daha sonra, özellikle Büveyhîler döneminde birçok ilmî aile Necef’e yerleşmiş, şehir hem altyapı hem de kültürel ve ilmî açıdan büyümüştür.
İlk İlim Adamları
296 Hicrî yılında, Hüseyin b. Ahmed (El-Müstur veya El-Mektum) Necef’e gelerek mübarek türbeyi ziyaret etti ve Abu’l-Kasım Hüseyin b. Ruh ve Ali b. Fazl gibi önde gelen âlimlerle irtibat kurdu.
308 Hicrî yılında, Seyyid Şerîfü’d-Dîn Muhammed (İbnü’s-Sedre) Necef’e yerleşti ve ömrü boyunca burada kaldı; ailesi Beni’s-Sedre olarak bilindi.
Şeyh Ahmed b. Ali Neceşî, eserlerinde
Necef’teki sürekli ikamet eden âlimleri ve rivayetleri kaydetmiştir.
Necef Havzasının Parlaması
Dördüncü hicrî yüzyılın sonlarında, Necef’in ilmî merkezi mübarek sahneler oldu; öğrenciler burada eğitim aldı. Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Ben ilmin şehriyim ve Ali onun kapısıdır; ilim isteyen kapıdan girmelidir.”
448 Hicrî yılında, Şeyhü’l-Teife Ebû Cafer Muhammed b. Hasan Tusi, Bağdat’tan Necef’e göç ederek Hawza’yı sistematik hâle getirdi ve fıkıh, tefsir, hadis, kelam ve râcilik alanında eserler vererek Şii otoritesinin merkezini kurdu. Onun vefatından sonra (460 Hicrî) Necef, İmamiyye’nin en büyük ilmî ve eğitim merkezi hâline geldi; tüm İslâm dünyasından öğrenciler buraya gelmeye başladı.
Medreseler ve İlmi Eğitim
Necef’in eski mahallelerinde, özellikle mübarek sahnede ve Gharaî Medresesi’nde birçok okul kuruldu. Bu medreselerden binlerce âlim, müctehid ve düşünür yetişti. Ayrıca şehrin kütüphaneleri, şairleri, yazarları ve hatipleri kültürel ve ilmî zenginliğe katkıda bulundu.
Kütüphaneler ve Bilgi Hazineleri
Necef’in birçok kütüphanesi, değerli el yazmaları ve nadir eserlerle doluydu; Rûzeh-i Heyderiye bunların başında geliyordu. 14. hicrî yüzyılın başında matbaalar ve dergiler de faaliyet göstermeye başladı; ilk Arapça dergi “Al-Ilm”, 1328 Hicrî yılında Allame Muhammed Ali Hebbedin Şehristani tarafından yayımlandı.
Necef ve Şii Merciyeti
Tarih boyunca Necef, İslâmî ilim ve fikirlerin yayılmasının merkezi ve Şii merciyeti için merkez olmuştur.
Günümüzde hâlâ dünyanın dört bir yanından öğrenciler ve araştırmacılar bu şehre gelmektedir.
Necef ve Hz. Mehdi’nin Devrinde Önemi
İmamlar, Irak’a özel ilgi göstermiştir. Ali ibn Abi Talib, 36 Hicrî yılında İslâm hilafetinin başkentini Medine’den Kufe’ye taşımıştır. Rivayetler ve tarihi kanıtlar, Mehdi’nin (a.f.) çıkışı sırasında Necef ve Kufe’nin merkezi olacağını işaret eder.
İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Sabit! Sanki halkımın Mehdi’sini, Necef’in yüksek yerinde görüyorum; Kufe’ye işaret ediyor. O göründüğünde, Resûlullah’ın sancağı kaldırılacak. O sancak, Allah’ın arşının direklerinden ve yardımından oluşur. Cebrail onu getirecek.”
İmam Hasan Askerî (a.s) da oğlunun gaybete girmesiyle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:
“O, öyle bir gaybete girecek ki cahiller şaşıracak, yalan söyleyenler helak olacak ve çıkış zamanını belirleyenler yalan söyleyecek. Sonra ortaya çıkacak ve sanki beyaz sancakları Kufe-Necef üzerinde dalgalanıyormuş gibi görünüyor.”
İmam Ali (a.s) Mehdi’yi şöyle tasvir etmiştir:
“Sanki onu Vadi’s-Selâm’dan Mescid-i Sahl’e gelirken görüyorum; beyaz bir at üzerinde, alnı ve elleri ile ayakları işaretli; azametli ve dua ederek ‘Lâ ilâhe illallah’ der.”
İmam Cafer-i Sadık (a.s)’dan bir rivayet:
Mufazzal b. Ömer sordu: “İmamım, Mehdi’nin evi ve müminlerin toplandığı yer neresi olacak?”
İmam: “Darı’l-Mülk Kufe’dir; yargısı Cami-i Kufe, hazinesi Mescid-i Sahl ve inzivaları Necef’in beyaz tepeleridir.”
Müminler Kufe veya civarında olacak ve bu
topraklar çok değerli olacaktır; Kufe’nin genişliği 54 mil ve sarayları Kerbela’ya kadar uzanır.
Kaynak:
Târîkh al-Merqad al-Alavî al-Mutahhar