Adudüddevle’nin İlginç Vasiyeti
O, hicri 372 yılında dünyaya gözlerini yumduğunda, vasiyeti üzerine Hazret’in mezarının yakınında ve ayakucunda toprağa verildi. Onun bu eylemi önemli bir mesaj taşıyordu: Zamanının en büyük padişahı, en büyük arzusunu Emirü’l-Müminin’e (Aleyhisselam) hizmet etmek olarak görüyordu.
Necef’in İlk Ziyaret Ekosisteminin Oluşturulması
Adudüddevle’nin çalışmaları sadece bu binanın inşasıyla sınırlı kalmadı; aksine o, ziyaretçiler için tam teşekküllü imkânlara sahip bir ortam oluşturdu; bunlardan bazıları şunlardır:
- Ziyaretçilerin üç güne kadar konaklayabileceği misafirhaneler inşa etti.
- Ziyaretçilere günlük olarak ekmek, et ve hurmadan oluşan iki öğün yemek dağıttı.
- Necef’te ikamet etmek ve Harem’e komşu olmak isteyen meraklılara hediyeler takdim etti.
- Âlimlerin ve büyüklerin katılımıyla merasimler ve toplantılar burada düzenlendi.
Tarihin En Büyük Gezginine Etkisi
Hicri 726 yılında, tarihin en meşhur seyyahı olan İbn Battuta Necef’e seyahat etti. Adudüddevle tarafından yaptırılan haremin ihtişamından etkilendi ve seyahatnamesinde şöyle yazdı:
“Bu eşiğin karşısında, duvarları güzel ve renkli çinilerle kaplı, eşsiz bir mimariye sahip medreseler bulunuyordu. Haremin giriş kapısının yanında hizmetkârlar ziyaretçiler için giriş izni istiyor ve şöyle diyorlardı: ‘Ya Emirü’l-Müminin (Aleyhisselam)! Bu kul, mutahhar hareminize giriş izni talep etmektedir. Her ne kadar o girmeye layık olmasa da siz lütuf ve kerem sahibisiniz.’
Bundan sonra ziyaretçiler önce girişteki gümüş kapıları öpüyor, ardından içeri giriyorlardı.
Haremin içerisi göz kamaştırıcıydı; ipek halılar zemini kaplamış, altın ve gümüş kandiller tavandan sarkıtılmıştı. Revakın ortasında, gümüş ve altınla süslenmiş ahşap bir zırh (zarih) göze çarpıyordu. Kenarlarda ise ziyaretçilerin ellerini ve yüzlerini kokulandırdıkları gül suyu ve misk ile dolu altın ve gümüş taslar görülmekteydi.”
Bu harem, zamanının en güzel yapılarından biriydi ve İbn Battuta’yı bile hayrete düşürmüştü.
Sade Bir Kabirden Görkemli Bir Dergâha
Bu harem, gizli bir mezardan beyaz kubbeli ihtişamlı bir binaya dönüştü. Pek çok aşığın inşası için çaba sarf ettiği ve kendilerini onun hizmetkârı saydığı bir bina… Bugün Adudüddevle’nin beyaz kubbesi, dünyanın dört bir yanından her bakanın gözünü kamaştıran eşsiz bir altın kubbeye dönüşmüştür.