Emîrü’l-Mü’minîn’in (aleyhisselâm) Kur’an’da Hârûn ile Benzerliğinin Açıklanması
Tâhâ Suresi’nin 90. ayetinde —ki Gadîriyye Ziyareti’nde de zikredilmiştir— Emîrü’l-Mü’minîn’in (a.s.) İslâm Peygamberi’nin halifeliği makamı ve ümmeti hakka yönlendirme sorumluluğu bakımından Hârûn’a benzerliği görülmektedir.
Bu ayet, Hârûn kıssasına ve Hz. Mûsâ’nın yokluğunda onun üstlendiği role işaret eder. Hârûn, Hz. Mûsâ’nın halifesi olarak, Benî İsrail’i sapkınlıktan alıkoymaya çalışmıştır.
Tâhâ Suresi, 90. Ayet
“Andolsun ki Hârûn daha önce onlara şöyle demişti: ‘Ey kavmim! Siz bununla imtihan edildiniz. Şüphesiz Rabbiniz Rahmân’dır. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin.’”
Gadîriyye Ziyareti’nde Bu Ayetin Zikri
İmam Hâdî (aleyhisselâm), Gadîr Bayramı gününde Gadîriyye Ziyareti’ni okuyarak muhterem ceddi Emîrü’l-Mü’minîn’i (a.s.) ziyaret etmiştir.
Gadîriyye Ziyareti’nin bir bölümünde şöyle geçer:
“Sonra Senin Sıffîn Savaşı’ndaki musibetin… Hile ve aldatma ile Kur’an’ların mızraklara kaldırılması üzerine şüphe ortaya çıktı; hak bir kenara bırakıldı ve zanlara uyuldu. Senin bu musibetin, Mûsâ’nın Hârûn’u kavmine emir tayin ettiği ve onların onun etrafından dağıldıkları zamandaki Hârûn’un musibetine benzer. Hârûn onlara sesleniyor ve şöyle diyordu:
‘Ey kavmim! Siz bununla imtihan edildiniz. Şüphesiz Rabbiniz Rahmân’dır. Bana uyun ve emrime itaat edin.’ (Tâhâ/90)”
Tâhâ 90. Ayetin “Alevî Ayet” Olarak Değerlendirilmesi
Tâhâ Suresi’nin 90. ayeti yalnızca Gadîriyye Ziyareti’nde yer almakla kalmaz; aynı zamanda Kur’an’daki “Alevî ayetlerden” biri olarak da kabul edilir. Çünkü Emîrü’l-Mü’minîn (a.s.), Hârûn gibi, Son Peygamber’in yokluğunda dini koruma ve ümmeti hidayete yönlendirme görevini üstlenmiştir.
İmam Hasan Askerî’nin (a.s.) Nakli
İmam Hasan Askerî (a.s.), babası İmam Hâdî’den (a.s.) naklen, bu ayete işaret ederek Emîrü’l-Mü’minîn’in Hârûn’a benzerliğini şöyle açıklamıştır:
“Yüce Allah senin itaatini övdü ve Kur’an’da indirdiği bir ayetle güzel işini ortaya koydu:
‘İnsanlardan öylesi vardır ki Allah’ın rızasını kazanmak için canını satar.’ (Bakara/207)Sıffîn günü Kur’an’lar hile ile yukarı kaldırıldığında ve hak apaçık belli olduğu hâlde zan ve şüpheye uyulduğunda, senin başına gelen musibet Hârûn’un musibetine benziyordu. Mûsâ, Hârûn’u kavmine emir ve halife tayin etmişti; fakat onlar onun etrafından dağıldılar. Hârûn onlara şöyle sesleniyordu:
‘Ey kavmim! Siz bununla imtihan edildiniz. Şüphesiz Rabbiniz Rahmân’dır. Bana uyun ve emrime itaat edin.’Onlar ise: ‘Mûsâ bize dönünceye kadar biz buna tapmaya devam edeceğiz.’ demişlerdi.
Aynı şekilde, Kur’an’lar yukarı kaldırıldığında Emîrü’l-Mü’minîn (a.s.) şöyle buyurdu:
‘Ey kavim! Siz bu Kur’an’larla imtihan edildiniz ve aldatıldınız.’Fakat onlar karşı çıktılar ve seninle muhalefet ettiler. İki hakem tayin edilmesini istediler. Sen ise buna razı değildin; onların bu isteğinden beri olduğunu açıkladın ve işi kendilerine bıraktın.
Hak ortaya çıkıp da onların ahmaklığı açığa çıktığında ve kendileri de hatalarını itiraf ettiklerinde, yine aralarında ihtilafa düştüler. Seni, baştan beri karşı olduğun ve engellemeye çalıştığın o akılsızca işi —yani hakem olayını— iptal etmeye zorladılar. Hatta yaptıkları o yanlışı bile kendileri için meşru ve kusursuz saydılar.”
Kaynaklar
-
Ehl-i Beyt Tefsiri (aleyhimüsselâm), cilt 9, sayfa 266
-
Bihârü’l-Envâr, cilt 97, sayfa 367