Most searched:

Ali bin Ebu Talip (as): Adaletin ve Adalet Arayışının Mazharı

Eğer Ali bin Ebu Talip'ı (as) tek bir kelimeyle özetlemek isteseydik, o kelime “adalet” olurdu. O, hayatının her alanında —beytülmâlin dağıtımında, yöneticilerle muamelesinde ve toplumsal meselelerde— adaleti ilke edinmişti.

Ali bin Ebu Talip (as): Adaletin ve Adalet Arayışının Mazharı

Ali bin Ebu Talip’ın (as) adaleti hakkında şu söz yeterlidir:
      Adalet, onunla tanınır; o da adaletle tanınır.

Ali bin Ebu Talip (as): Adaletin Özeti

Eğer Ali bin Ebu Talip’ı (as) tek bir kelimeyle özetlemek isteseydik, o kelime “adalet” olurdu. O, hayatının her alanında —beytülmâlin dağıtımında, yöneticilerle muamelesinde ve toplumsal meselelerde— adaleti ilke edinmişti.
Aşağıda onun yargı konusundaki hayret verici mahareti ve ideal hâkimin özelliklerine dair derin beyanlarından örnekler bulacaksınız.

Yemen Halkı Arasında Hâkimliğe Tayin Edilişi

Hz.Muhammed (saa) şöyle buyurmuştur:

“Sizin aranızda benden sonra en iyi hüküm veren Ali’dir.” (1)

Peygamber, onu Yemen halkı arasında kadı olarak görevlendirdiğinde, genç yaşta olmasına rağmen herhangi bir imtihana tâbi tutmadı. Bu durum, onun ilahî ilhama ve fıtrî bir yargı yeteneğine sahip olduğunu gösterir.
Şeyh Mufid nakleder:
Hz.Ali (a.s), Hz. Muhammed (saa) şöyle dedi:
      “Beni yargıç tayin ediyorsun, oysa ben gencim ve yargının bütün yönlerini tam olarak bilmiyorum.”
Peygamber onu yanına çağırdı, elini göğsüne koydu ve şöyle dua etti:
       “Allah’ım! Onun kalbini hidayet et ve dilini doğru kıl.”
Ali şöyle buyurmuştur:
   “Bu olaydan sonra iki kişi arasında hüküm verirken asla tereddüt etmedim.” (2)

   Mâlik Eşter’e Yazdığı Mektupta Hâkimin Özellikleri

Mısır valisi olarak tayin ettiği Malik Eşter’e yazdığı mektupta (Nehcul-Belağe’de yer alır) şöyle buyurur:

İnsanlar arasında hüküm vermek üzere en faziletli ve en üstün kişiyi seç.
İşlerin yoğunluğu onu daraltmasın; başvuranların ısrarı onu öfkelendirmesin.
Hata yaptığında hemen fark etsin ve hakkı gördüğünde derhâl ona dönsün.
Nefsinde hırs olmasın; yüzeysel bilgiyle yetinmesin.
Davacılardan çabuk usanmasın; meseleleri açıklığa kavuşturmak için sabırlı olsun.
Hüküm netleştiğinde kararlı davransın.
Övgüyle gurura kapılmasın, iltifatlarla yön değiştirmesin.

Ardından şöyle uyarır:

     Onun hükmünü yakından takip et; ihtiyaçlarını gider ki başkasına muhtaç olmasın; makamını öyle yücelt ki              yakınların ona göz dikmesin ve kimsenin baskısından korkmasın.

Liyâkatsiz Hâkimler Hakkında

Ali bin Ebu Talip (as): , ehil olmadığı hâlde hüküm verenler hakkında şöyle der (Nehcul-Belağe):

“Allah katında en nefret edilen iki kişiden biri şudur: Allah’ın kendi hâline bıraktığı, doğru yoldan sapmış, bid‘at sözlere bağlanmış ve insanları sapıklığa çağıran kimse…
Diğeri ise cehaleti kendinde toplayan ve insanları cehalete sürükleyen kişidir. Fitne karanlığında kördür; insanlar onu âlim zanneder, oysa cahildir. Hızlı hüküm verir; bilmediği şeylerde fetva verir; şüpheler içinde örümcek ağına takılmış gibidir. Kanlar onun hükmüyle dökülür; insanlar Allah’a şikâyet eder.”

Yemen’deki At Olayı

İmam Muhammad Bakır’dan (a.s) rivayet edilir:

Peygamber, Ali’yi Yemen’e gönderdi. Orada bir at kaçmış ve bir kişiyi tekmeleyerek öldürmüştü. Ali, olayın kasıt olmadığını tespit ederek kan bedelini düşürdü.
Maktulün yakınları Peygamber’e giderek şikâyet ettiler. Peygamber şöyle buyurdu:
“Ali zulmetmez. O bunun için yaratılmamıştır. Benden sonra velayet Ali’nindir; hüküm onun hükmüdür. Onun hükmünü reddeden kâfirdir; ona razı olan mümindir.”

Yemen halkı bunu duyunca Ali’nin hükmüne razı olduklarını bildirdi. (11)

Altı Aylık Bebek Meselesi

Bir kadın altı aylık doğum yapmıştı. Ömer bin Hattap onun recmedilmesine hükmetmişti. Bunun üzerine Ali şöyle dedi:

“Allah’ın kitabıyla sizinle tartışıyorum:
‘Onun taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır.’ (Ahkâf 15)
‘Anneler çocuklarını iki tam yıl emzirir.’ (Bakara 233)
Eğer emzirme süresi iki yıl (24 ay) ise ve toplam süre 30 ay ise, geriye 6 ay kalır. Demek ki hamilelik altı ay olabilir.”

Bunun üzerine kadın serbest bırakıldı ve bu hüküm sahabe ve tâbiîn arasında uygulanmaya devam etti. (15)

Sonuç
Ali bin Ebu Talip (as):  sadece seçkin bir şahsiyet değil; derinliği, çok yönlülüğü ve çağları aşan etkisiyle İslâm’ın mucizevî şahsiyetlerinden biridir. Onun adaleti, yalnız bir yönetim ilkesi değil; ahlâk, iman ve ilahî bilinçle yoğrulmuş bir hakikat idi.

Kaynaklar
El-İrşad – Şeyh Mufid, Dârü’l-Müfîd li’t-Tıbâa ve’n-Neşr ve’t-Tevzî‘, Beyrut, Lübnan, 2. baskı, 1414 H. / 1993 M.
Acâibü Ahkâmi Emîri’l-Mü’minîn Ali b. Ebî Tâlib (a.s.) – Sayyid Muhsin al-Amin
Nehcü’l-İmâm Ali (a.s.) fi’l-Kazâ – Fazıl Abbas Molla
Kazâ Emîri’l-Mü’minîn Ali b. Ebî Tâlib (a.s.) – Şeyh Muhammed Takî Tusterî
-İhticac– Tabarsi, cilt 2, s. 103
El-İrşad – Şeyh Mufid, cilt 1, s. 195
Nehcul-Belağe, hutbeler, cilt 3, s. 95
Nehcul-Belağe, hutbeler, cilt 1, s. 53
el-Emâlî – Şeyh Saduk, s. 429
Kur’an, Ahkâf Suresi, 15. ayet
Kur’an, A‘râf Suresi, 15. ayet
Qur’an, Bakara Suresi, 233. ayet
El-İrşad– Şeyh Mufid, cilt 1, s. 206

Daha fazla içerik

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir