Most searched:

Tevessül ve Umutla Şifasını Alan Saliha Bir Yaşlı Kadın

Hikâye, Meryem adlı mümin bir yaşlı kadının hayatından bir olayı anlatır. Bu kadın ağır bir hastalık sebebiyle iki yıl boyunca hareket edemez hâle gelmiştir.

Tevessül ve umutla şifasını alan saliha bir yaşlı kadın

Bu anlatı, Ali ibn Abi Talib’in kerametlerinden biri olarak kaydedilmiş belgeli bir rivayettir ve 1272 Hicrî yılında meydana geldiği aktarılır. Hikâye, Meryem adlı mümin bir yaşlı kadının hayatından bir olayı anlatır. Bu kadın ağır bir hastalık sebebiyle iki yıl boyunca hareket edemez hâle gelmiştir.

Muhammed Bakır al-Meclisi, Emirü’l-Müminin’in kerametlerini anlatırken şöyle yazar:

  “Hazret’in kerametleri hakkında birçok rivayet nakledilmiştir; hatta bazı şairler bunları şiir hâline getirmiştir. Bu kerametlerin bir kısmı meşhur     olmuştur; örneğin Raddu’ş Şems (güneşin geri döndürülmesi) olayı gibi. Bunlardan biri de 1272 Hicrî yılında meydana gelmiştir.”

Güvenilir kişilerden nakledildiğine göre Meryem adlı yaşlı bir kadın Necef’te (eski adıyla Ğarî) yaşıyordu. İbadet ve takvasıyla tanınan bu kadın ağır bir hastalığa yakalandı. Hastalığı o kadar uzun sürdü ki artık yürüyemez hâle geldi ve yaklaşık iki yıl bu şekilde kaldı. Hastalığının durumu şehirde herkes tarafından bilinir olmuştu.

Rüyada Gelen Müjde

Recep ayı geldiğinde yaşlı kadın dokuz gece boyunca Allah’a dua etti ve Ali bin Abi Talib’e tevessül ederek hastalığından şikâyet etti.

Bir gece rüyasında üç kadının kendisine geldiğini gördü. Bu kadınlardan birinin yüzü dolunay gibi nurlu ve temiz idi.

Kadınlar ona şöyle dediler:

“Korkma ve üzülme; çünkü senin hastalığın mübarek ayın on ikinci gecesinde ortadan kalkacak.”

Uyandığında çok sevinmişti ve gördüğü doğru rüyayı çevresindekilere anlattı. Fakat Recep ayının on ikinci gecesi geldiğinde hiçbir şey olmadı. Daha sonra Şaban ayının on ikinci gecesini de bekledi, ancak yine bir şey gerçekleşmedi.

Ramazan Gecesi Gelen İkinci Rüya

Sonunda Ramazan ayının dokuzuncu gecesinde, aynı kadınları tekrar rüyasında gördü. Ona müjde verdiler ve şöyle dediler:

“Bu ayın on ikinci gecesi geldiğinde İmam Ali’nin türbesine git ve üç kadını da yanında götür.” 

Bu üç kadının isimleri ona söylenmişti ve kitabın yazıldığı sırada hayattaydılar.

Haremde Gerçekleşen Olay

O gece geldiğinde yaşlı kadın çok umutluydu. Kendisine gusül yaptırılmasını, temiz elbiseler giydirilmesini ve o üç kadının çağrılmasını istedi.

Yürüyemediği için onu üç kadınla birlikte Hz. Ali’nin türbesine götürdüler. Gecenin yaklaşık dörtte biri geçtikten sonra kadınlardan biri izin isteyerek ayrıldı ve iki kadın onunla kaldı. Bir süre sonra türbede bulunan herkes ayrıldı ve kapılar kapatıldı; üçü revakta yalnız kaldı.

Seher vakti yaklaşırken iki kadın sahur yapmak için yaşlı kadını kıbleye dönük olarak türbenin penceresi yanına bıraktı ve başka bir revaka gidip kapıyı kapattı.

Bir süre sonra geri döndüklerinde yaşlı kadını bıraktıkları yerde bulamadılar. Endişelenip her yerde aradılar ve sonunda onu sağlıklı bir şekilde yürürken buldular!

Yaşlı Kadının Anlattıkları

Ona ne olduğunu sordular. Yaşlı kadın şöyle dedi:

“Siz gittikten sonra rüyada gördüğüm kadınlar geldiler. Beni kaldırıp türbenin içine götürdüler. Nasıl girdiğimi ve nereden girdiğimi bilmiyorum. Türbenin yanına geldiğimde kabirden bir ses duydum:

‘Bu saliha kadını hareket ettirin ve onu üç kez döndürün.’

Onlar beni üç defa kabir etrafında döndürdüler.

Sonra başka bir ses duydum:

‘Bu saliha kadını Rahmet Kapısından çıkarın.’

Beni batı tarafındaki, namaz kılanların arkasında bulunan kapıdan dışarı çıkardılar. O zamana kadar bu kapı bu isimle bilinmiyordu.

Şimdi hiçbir ağrı ve zayıflık hissetmiyorum; tamamen sağlıklı ve güçlüyüm.”

Olayın Şahitleri

O dönemde türbenin hizmetkârlarından olan Molla Muhammed Tahir ve o gece orada bulunan birçok salih kişi şöyle dediler:

“Gecenin başında yaşlı kadın yürüyemeyecek durumda türbeye getirildi; fakat türbeden çıktığında tamamen iyileşmiş ve yürüyebiliyordu.”

Notlar

Ğarî, Najaf şehrinin eski isimlerinden biridir. Bu yüzden Necef halkına “Ğaravî” denir.

Molla Muhammed Tahir, dönemin âlimlerinden olup türbenin hazinedarıydı.

Bu keramet ayrıca Şeyh Yusuf Hasrî tarafından şiir hâline getirilmiş ve “Neşvetü’s-Selâfe” adlı eserde de zikredilmiştir.

 

Kaynaklar:

Bihar al-Anwar, cilt 97, s. 153

El-Yetîmetü’l-Ğaraviyye, s. 482

Daha fazla içerik

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir