İslam’ın iç düşmanları olan münafıklar, Gadir programının eksiksiz şekilde uygulanması ve Emirü’l-Müminin Ali’nin (aleyhisselam) minberden açıkça tanıtılmasıyla bütün planlarının altüst olduğunu gördüler. Aralarında “Bugün kâfirler sizin dininizden ümidini kestiler” (el-yevm ye’ise’l-lezîne keferû min dînikum) ayetini hatırlatır gibi bir umutsuzluk hâkimdi ve bu durum yüzlerinden ve davranışlarından açıkça anlaşılıyordu. Bunun üzerine, yapılan işi geçersiz kılabilecek yeni yollar aramaya başladılar.
İkinci bölümde münafıkların “mevlâ” kavramı hakkındaki şüphesi ele alınmıştı. Bu bölümde ise münafıkların Gadir’in ilahî bir emirle olup olmadığı konusundaki şüphesi ele alınmaktadır:
3. Münafıkların Gadir’in İlahi Emirle İlgisi Hakkındaki Şüphesi
Gadir hutbesinin tamamlanması ve Emirü’l-Müminin Ali’ye (aleyhisselam) genel biatın gerçekleşmesinden sonra, üçüncü şüphe yayma yöntemi; Gadir merasiminin Peygamber (sallallahu aleyhi ve âlih) tarafından uydurulduğu ve bunun Allah’a gerçek bir isnat olmadığı iddiasıydı.
Münafıklar bu meseleyi açıkça körüklediler ve dile getirdiler. Bu söylentiyi yayma biçimleri şu şekildeydi:
“Allah ona böyle bir emir vermemiştir; bu, onun kendi uydurup Allah’a isnat ettiği bir şeydir.” Arapçada buna “tekavvül” denir. Hatta bunu daha da ileri götürerek “yalancı” ithamını eklediler ve bu “uydurmanın” sebebi olarak da kuzenine (Ali’ye) şeref kazandırmak istediğini öne sürdüler.
Yaydıkları ve insanları etkilemek için söyledikleri sözler şöyleydi:
“Hayır, Allah’a yemin olsun ki Allah ona böyle bir şey emretmemiştir. Bu, onun Allah’a isnat ettiği uydurma bir şeyden ibarettir! Muhammed Rabbine karşı yalan söylüyor ve Allah ona Ali hakkında böyle bir emir vermemiştir! Allah’a yemin olsun ki bu, Allah katından değildir; aksine o, kuzenini yüceltmek istemiştir!”
Bu komplo ve şüphe, yüce Allah tarafından hemen etkisiz hâle getirildi. Hâkka Suresi’nden on ayet nazil olarak Peygamber’i (sallallahu aleyhi ve âlih) destekledi ve Gadir’in vahye dayandığını ortaya koydu; böylece Gadir için Kur’an’da ebedî bir temel oluşturuldu.
Hâkka Suresi 43–52. ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:
“Bu (Kur’an), âlemlerin Rabbinden indirilmiştir. Eğer o (Peygamber), bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı, onu kuvvetle yakalardık, sonra da onun can damarını keserdik. Hiçbiriniz buna engel olamazdınız. Şüphesiz bu, takva sahipleri için bir öğüttür. İçinizde yalanlayanların olduğunu biliyoruz. Bu, kâfirler için bir pişmanlıktır. Bu, kesin gerçektir. O hâlde yüce Rabbinin adını tesbih et.”
Bu ayetlerin, Gadir’in Allah’a ait olmadığı yönündeki iddiaya verdiği cevap şu şekilde açıklanmıştır:
“Ali’nin velayeti âlemlerin Rabbinden indirilmiştir. Eğer Muhammed bazı sözleri haksız yere bize isnat etseydi, onu yakalar ve can damarını keserdik; hiçbiriniz buna engel olamazdınız.
Ali’nin velayeti takva sahipleri için bir hatırlatmadır. Aranızda onun velayetini inkâr edenler olduğunu biliyoruz.
Ali, kâfirler için bir pişmanlık sebebidir ve onun velayeti kesin gerçektir. O hâlde ey Muhammed! Rabbinin yüce adıyla tesbih et ve sana verilen bu fazilet için O’na şükret.” [6]
Devamını dördüncü bölümde okuyabilirsiniz.
Kaynaklar:
* Vakıa-i Kur’ânî Gadir, s. 138
* İstisnaî Gadir Konuşması, s. 29–34
* Biharü’l-Envar, cilt 9, s. 228; cilt 24, s. 337; cilt 36, s. 149, 101; cilt 37