Most searched:

Müminlerin Emiri Hz. İmam Ali (a.s) ile İftihar Etmek

 

Allah’ın ve Masum İmamların Hz. Ali (a.s.) ile İftiharı
İnsanlık tarihinde hiçbir isim, iman hakikati ve Allah’a kullukla, Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin (a.s.) adı kadar iç içe geçmemiştir. Hz. Peygamber’in (s.a.a.) hadisleri ve onun tertemiz evlatları olan Ehl-i Beyt İmamlarının sözleri, Hz. Ali’nin ilahî velayetinin ve yüce makamının bazı yönlerini ortaya koymaktadır. Bu velayet, her türlü soy bağı ve faziletin ötesinde bir değere sahiptir.
Allah’ın melekleri huzurunda Hz. Ali ile övünmesinden, İmamların babalarının büyüklüğüne dair şahitliklerine kadar bütün bu rivayetler, onun öyle bir makama sahip olduğunu göstermektedir ki insan aklı ve dili onu bütünüyle tasvir etmekten acizdir.
Allah’ın ve Son Peygamber’in Takva Önderi ile İftiharı
Allah Teâlâ, Mukarreb (yakın) meleklerinin yanında Takva Ehlinin Önderi Hz. Ali ile iftihar etmektedir. Bu durum, onun kulluktaki üstünlüğünü ve ihlasını göstermektedir.
Resûlullah (s.a.a.) şöyle buyurmuştur:
“Aziz ve Celil olan Allah, her gün Ali b. Ebî Tâlib vesilesiyle mukarreb meleklerine karşı iftihar eder ve şöyle buyurur: Aferin! Aferin sana ey Ali! Ne mutlu sana!” [1]
Hz. Peygamber (s.a.a.), Hz. Ali’yi “vasilerin efendisi” olarak nitelendirmiş ve onunla övündüğünü ifade etmiştir:
“Ben, vasilerin efendisi Ali ile şereflendirildim.” [2]
Masum İmamların Hz. Ali ile İftiharı
İmam Hüseyin’in (a.s.) Beyanı
İmam Hüseyin (a.s.) ve İmam Zeynelâbidîn (a.s.), sözlerinde Hz. Ali’yi iman, cihat ve yüce ahlakın kaynağı olarak tanıtmışlardır.
İmam Hüseyin (a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Ey Ali! Ben, Ali b. Ebî Tâlib’in oğlu Hüseyin’im. Annem, âlemlerdeki bütün kadınların efendisi olan Hz. Fatıma Zehra’dır (s.a.). Dedem ise, Âdemoğullarının en üstünü ve insanların efendisi olan Muhammed Mustafa’dır (s.a.a.).
Ey Ali! Benim annem Allah katında ve insanların nazarında senin annenden üstündür. Dedem de Allah katında ve insanların yanında senin dedenizden daha yüce ve daha değerlidir.
Daha beşikte iken Cebrâil benimle konuşur, İsrâfil beni ziyaret ederdi.
Ey Ali! Sen Allah katında benden daha üstünsün; ancak ben annem, babam ve temiz atalarımla sana karşı iftihar ediyorum.” [3]
Yezid’in Meclisinde Hz. Ali’nin Görkemli Tanıtımı
İmam Zeynelâbidîn Hz. Ali b. Hüseyin (a.s.), Yezid’in sarayında şöyle buyurmuştur:
“Ben, Murtaza Ali’nin oğluyum. Ben, azgınları zillete düşürüp ‘Lâ ilâhe illallah’ demeye mecbur eden kişinin oğluyum.
Ben, Allah Resulü ile birlikte iki kılıç ve iki mızrakla savaşan, iki hicret yapan, iki kez biat eden ve iki kıbleye yönelerek namaz kılan kişinin oğluyum.
Bedir ve Huneyn savaşlarında bulunan, göz açıp kapayıncaya kadar bile Allah’a küfretmeyen kişinin oğluyum.
Ben müminlerin seçkininin, peygamberlerin mirasçısının oğluyum.
O, sapkınların kökünü kazıyan, Müslümanların imamı, mücahitlerin nuru, ibadet edenlerin ziyneti, gözyaşı dökenlerin önderi, sabredenlerin en sabırlısı ve kıyam edenlerin en faziletlisiydi.
O, Cebrâil’in desteği ve Mikâil’in yardımıyla Müslümanların koruyucusu olmuş; ahdini bozanlarla, zalimlerle ve dinden çıkanlarla savaşmıştır.
O, Allah’ın düşmanlarına karşı cihat etmiş ve Kureyş arasında yeryüzüne ayak basanların en üstünü olmuştur.
Allah’a ilk iman eden ve O’nun çağrısına ilk icabet eden odur.
Zalimleri yere seren, müşrikleri yok eden, münafıkların kalbine saplanan ilahî bir ok, hikmet dili ve Allah dininin yardımcısıdır.
O, Allah’ın emrinin koruyucusu, ilahî hikmet ve bilginin hazinesidir.
Cömert, kerim, temiz yaratılışlı, cesur, metin, halim; çok oruç tutan ve geceleri ibadetle geçiren biriydi.
Savaş meydanlarında düşmanları değirmen gibi öğütür, rüzgâr gibi dağıtırdı.
O, Hicaz’ın aslanı, kerametlerin sahibi, Irak’ın büyüğü, ilahî nasla tayin edilmiş imamdır.
Mekkelidir, Medinelidir, Tihameli’dir; iki kutsal mekânın mirasçısıdır; Hasan ile Hüseyin’in babasıdır.
Harikaları ortaya çıkaran, orduları dağıtan, parlak bir yıldız ve sönmeyen bir nurdur.
O, Allah’ın yenilmez aslanıdır. Her hak arayan onun peşindedir ve o her galibe üstün gelir.
İşte bu benim dedem Ali b. Ebî Tâlib’dir.” [4]
Hz. Ali’nin Velayetiyle İftihar
İmam Cafer Sadık (a.s.), Hz. Ali’nin velayetini ilahî bir yükümlülük olarak nitelendirmiş ve bunun soy bağına sahip olmaktan daha üstün olduğunu belirtmiştir.
İmam Sadık (a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Ali b. Ebî Tâlib’in velayetini kabul etmek, onun evladı olmaktan benim için daha sevimlidir. Çünkü onun velayeti Allah’ın farz kıldığı bir görevdir; onun soyundan gelmek ise yalnızca bir fazilettir.” [5]
Seçkin Makamlar
Hz. Peygamber (s.a.a.), Hz. Ali’nin cennete ilk girecek kişi olduğunu bildirerek onun iyiler arasındaki ebedî önderlik makamına işaret etmiştir.
Cabir el-Ensârî şöyle rivayet eder:
Resûlullah’ın huzurunda cennet zikredildiğinde buyurdu ki:
“Cennete ilk girecek kişi Müminlerin Emiri Ali’dir.”
Bunun üzerine Ebû Dücâne sordu:
“Ey Allah’ın Resulü! Ali cennete senden önce mi girecek?”
Peygamber (s.a.a.) buyurdu:
“Evet. Allah’ın nurdan bir sancağı vardır. O sancağı gökleri ve yeri yaratmadan iki bin yıl önce yaratmıştır. Üzerinde şu yazılıdır:
‘Lâ ilâhe illallah, Muhammedün Resûlullah; Âl-i Muhammed yaratılmışların en hayırlısıdır; Ali ise sancağın sahibidir ve topluluğun imamıdır.’”
Bunun üzerine Hz. Ali (a.s.) şöyle dedi:
“Bizi senin aracılığınla hidayete erdiren ve bize senin vasıtanla şeref veren Allah’a hamdolsun.”
Resûlullah (s.a.a.) da buyurdu:
“Ey Ali! Dostlarına müjde ver. Seni seven hiçbir kimse yoktur ki Allah onu kıyamet günü bizimle birlikte haşretmesin.” [6]
Hz. Ali’yi Sevmek
Hz. Fatıma Zehra (s.a.) şöyle buyurmuştur:
“Gerçek anlamda mutlu ve kurtuluşa ermiş kişi, Müminlerin Emiri Ali’yi hem hayatında hem de vefatından sonra seven kimsedir.” [7]

Kaynaklar

[1] el-Firdevs, Deylemî, c.1, s.152, h.552
[2] Tefsîru’l-İmâm el-Askerî, s.511
[3] el-Fedâil, İbn Şâzân, c.1, s.85
[4] Maktelü’l-Hüseyn, Hârizmî, s.224
[5] Bihârü’l-Envâr, c.39, s.299
[6] Bihârü’l-Envâr, c.8, s.6
[7] Mecmau’z-Zevâid, Heysemî, c.9, s.132

Daha fazla içerik

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir